
Gelenekten, Geleceğe...
Hekimlere Çağrı
Değerli Meslektaşlarımız,
Demokratik bir düzende haklarımıza kavuştuğumız, baskı, şiddet ve sömürünün olmadığı; eşit, özgür, laik, bilimsel ve kamucu-toplumcu bir sağlık düzeninin mümkün olduğu bir ülke özlemiyle sesleniyoruz. Bugün Türkiye'de sağlık ortamı, uzun yıllardır uygulanan piyasacı ve ticarileştirici politikalar nedeniyle ağır bir tahribat altındadır. Sağlık, bir toplumsal hak olmaktan çıkmış, hekimler ucuz iş gücüne, hastalar ise müşteri konumuna itilmiştir. Bu tablo biz hekimlerin kabul edebileceği bir tablo değildir.
Bizler biliyoruz ki sağlık barınmadan beslenmeye, eğitimden güvenliğe kadar uzanan bütünlüklü bir toplumsal iyilik halidir. Yoksulluğun derinleştiği, güvencesizliğin arttığı, adalet duygusunun zedelendiği bir ülkede ne toplum sağlıklı olabilir ne de hekimler mesleklerini onurla ve güven içinde sürdürebilir.
Bugün ödediğimiz vergiler, primler ve katkı paylarıyla defalarca yeniden finanse edilen bir sistemin içinde özne olan herkes tükenmektedir.
Sağlıkta şiddetin artışı, güvencesiz çalışma, performans baskısı, mobbing, bitmeyen nöbetler ve değersizleştirilen emek mevcut sağlık politikalarının kaçınılmaz sonucudur. Hekimler güvenli koşullarda çalışmak, mesleklerini bilimsel ve etik değerlerle icra etmek isterken; sistem bizi sayılara, puanlara ve kârlılık hesaplarına sıkıştırmaktadır. Piyasa mantığının en kırılgan hayatları nasıl tehdit edebildiğini yenidoğan skandalı en acı şekilde yeniden göstermiştir.
Kadınların bedenlerine ve seçimlerine yapılan müdahalelerin, kadınlar ve LGBTİ+'ların sağlık hakkına erişimde yaşadığı sorunların, emekçilerin işçi sağlığı ve güvenliği alanında karşı karşıya kaldığı ağır tablonun, bu tablonun başta mülteciler ve tüm ezilen kimlikler söz konusu olduğunda katmerlendiğinin farkındayız. Bunların hiçbiri kader değildir.
Birinci basamakta aile hekimleri artan iş yükü ve azalan alım gücüyle yalnız bırakılmıştır. ASM'ler kamusal mekânlar olmaktan çıkarılıp kiralık alanlara dönüştürülmüş, sağlık hizmetinin yükü hekimlerin omuzlarına yıkılmıştır. Üniversitelerde tıp eğitimi nitelik kaybı artık bir riski değil gerçekliği ifade etmekte, asistan hekimler ağır çalışma koşulları altında eğitim hakkından feragat etmeye zorlanmaktadır. Son dönemde tüm hekim camiasını etkileyen asistan hekim intiharları, bu düzenin artık insani bir yıkım yarattığını; "dayan" denilerek normalleştirilemeyecek bir yalnızlık ve çaresizlik ürettiğini açıkça ortaya koymuştur.
Özel hekimlik alanı ve serbest çalışan hekimler yoğun bürokratik baskılarla kuşatılmıştır. Özel hekimliğe dönük maliye baskısı ve cezalandırıcı uygulamalar, hekimliği "suç şüphesi" altında icra ettiren, mesleki bağımsızlığı zedeleyen bir iklim yaratmaktadır. Emekli hekimler ise yılların emeğine yakışmayan, yoksulluk sınırının altında maaşlara mahkûm edilmektedir.
Biz, Çağdaş Hekimler olarak, bu gidişata itiraz ediyoruz. Sağlığın kamusal-toplumsal bir hak olduğunu savunuyoruz. Şehir hastaneleri ve AVM tipi sağlık anlayışına karşıyız. Sağlık emekçilerine yönelik şiddetin ve mobbingin karşısındayız. Güvenceli çalışma, insanca ücret, nitelikli eğitim ve emeklilikte onurlu yaşam hakkı istiyoruz. Doğanın, kentin ve toplumun sağlığını birlikte savunuyoruz.
Biliyoruz ki bu sorunlar bireysel çabalarla, yalnızca iyi niyetli görüşmelerle çözülemiyor, çözülemez. Çözüm, meslek odamızda yan yana gelmekten, sözümüzü birlikte söylemekten ve haklarımız için örgütlü mücadele etmekten geçiyor. Umutsuzluğa teslim olmayacağız. Bu düzen değişebilir ve değişmelidir. Hekimlerin bilgisi, emeği ve örgütlü gücüyle daha adil, daha özgür, daha kamucu-toplumcu bir sağlık sistemini yeniden kurmak mümkündür.
Tüm meslektaşlarımızı, Ankara Tabip Odası'nda bu mücadeleyi birlikte büyütmeye, yönetime katılmaya, sözünü ve gücünü örgütlemeye çağırıyoruz. Hekimlerin gücü, hekimlerle güçlü olacak!
Saygılarımızla

